Çim Keyfi

Mayıs 31, 2009

Sallan Yuvarlan Bana

Sallan Yuvarlan Bana

Ne güzel yuvarlanıyordu öyle çocuklar, çimlerin üzerinde.. Bir de tam meyil vardı ki doyamadılar çıkıp tekrar yuvarlanmaya. Hep hayalimde olmuştu böyle yapmak..

Onlara katılsamıydım acaba?

Hayat kısa ne de olsa.. hazır içimde kuşlar da cıvıldıyorken yeniden =)

Bu başlık bir zamanlar bana armağan edilen sade bir çerçevenin içindeki olağanüstü fotoğrafın altına iliştirilmişti.

Bu şarkının uzun süre Lionel Richie’ye ait olduğunu, uzun süre onun söylediğini düşünmüştüm. Bir gün arabada giderken, bu şarkı çalmaya başladı ve ben o gün bunu Kenny Rogers’ın söyledğini öğrenmiştim.

Geçenlerde İletişim Kitabevi’nde albümlere bakarken Lionel Richie’nin beyaz bir albümünde bu Lady parçasının yer aldığını gördüm. Yanılmamışım.. ikisi de söylüyormuş bu parçayı.

Şarkı, hele ki sözler olağanüstü.. eğer kalbinizde anahtar noktalar varsa o noktalara tek tek değiyor bu notalar..sözler..

Lady, Im your knight in shining armor and I love you
You have made me what I am and I am yours /* as you told me */
My love, theres so many ways I want to say I love you /* as you told me */
Let me hold you in my arms forever more

You have gone and made me such a fool
Im so lost in your love
And oh, we belong together /* as you told me */
Wont you believe in my song? Read the rest of this entry »

Arda Boyları

Mayıs 26, 2009

Türkülerim vardır, dinleyemediğim, dinleyip mırıldanamadığım…

Arda Boyları benim ismine bile bakamadığım türkülerden biridir. Görünce bile, içim parçalanır, boğazım düğümlenir. Ne dinlemeye ne bahsetmeye dilim varır. Yapamam nedense…

Uzun zamandır onu içimdeki karanlık tarafa saklamıştım çıkarmıyordum. İyiyidi orada… emniyetteydi. Taa ki kardeşim “Elveda Rumeli” de izlediğini, dinlediğini söyleyene kadar. Ben bir zamanlar cesaret edip dinlediğim için benden biliyordu bu türküyü. haliyle istemeden bunu ortaya çıkardı.

Ama ben ruhsal durumunuz elverişli değilse pek dinlemenizi tavsiye etmem. Hatta benim gibi baharın tam ortasındayken böyle birşeyi ortaya çıkarmanızı hiç tavsiye etmem..

Hikayesi de şöyle :

Bir ömür boyu ayrılmamak üzere birbirlerine söz veren iki nişanlı olan Recep ve Zeynep’in huzurlarını köy ağasının oğlu İsmail bozmaktadır. İsmail de Zeynep’e âşık olmuştur ve ona sahip olabilmek için türlü yollara başvurmaktadır.

İsmail zenginliğinin verdiği cesaretle Zeynep’in annesine niyetini açıklar, o da İsmail’in elinde bulundurduğu mal varlığına aldanarak işbirliği yapar. Sevdiğine bir başkasının talip olmasına dayanamayan Recep, öfkeyle ağanın kapısına dayanır. Ancak ağa güçlüdür, kendisine karşı çıkan Recep’i ağır bir şekilde cezalandırır. Uğradığı zulmü dayanamayarak dağa kaçan Recep’in yokluğunda, Zeynep’in annesi ve Ağa’nın oğlu Zeynep’i evlilik için ikna etmeye çalışırlar. Recep’in bir başka sevdiği ve ona kaçtığı söylentileri köye yayılır. Ve düğün hazırlıkları başlar.

Recep ve can dostu Cemil ise dağda Ağa’nın adamlarıyla mücadele ederler. Ağa’nın adamlarında kurtulmayı başaran arkadaşlar, bu sefer kendilerine dost gibi yaklaşan düşmanlarla savaşmak zorunda kalırlar.

Düğün günü sevdiğini kaçırmaya çalışan Recep, sevdiğine bu dünyada kavuşamaz. Zeynep ve Recep’in dillere destan aşkları, “Arda boylarına ben kendim gittim
Dalgalar vurdukça can teslim ettim” dizelerini barındıran Arda Boyları türküsüyle dilden dile dolaşır.

Güzel değil mi… Şükriye Tutkun’un klibini hiç izlemeyin zaten, içiniz parçalanır.

Allah kimseyi nasibinden ayırmasın… amin…



What Dreams May Come

Mayıs 12, 2009

 

Dreams

Dreams

Benim bir suçum yok… dönem dönem olur böyle, vasat hale gelmem merak etmeyin (:

Bazen güzel bir dünya tasviri yapmak gelmez mi insanın içinden? Ben bunu yaparken ne suyun rengini değiştirdim ne de yaprağın. HErşey olduğu gibi güzeldi, sadece şeffaftı herkesin içi… hepsi bu. 

Kimse kendisinden korkmuyordu, düşündüklerinden ve yapıyor olduklarından… kendisinin bildiği şeyi başkasına itiraf etmekten niye çekinirdi ki insan? 

Ölüm, cennet, cehennem, ölümsüz aşk, benim ancak filmlerden edinebileceğim, filmlerden görüp de tasvir edeceğim şeyler olabilir. Ne ölen eşinin ardından ancak 2 gün dayanabilen ve bunu hisseden anneannem tam kesin tanıyı koyabilir ölümsüz aşk’ta ne de başka birşey… 

Ama var… hepsinde bir mücadele, bir sınama var. Sınamadan geçmeyen aşk pek kabul edilebilir değil galiba dünyada. Acı çekmeden edinilen güzzellik hakedilmiş bir ödül sayılmıyor ilk insandan beri. 

Allah da kullarını dünya gibi bir güzellikle sınamıyor mu zaten? Aynı temel kural..

İşte böyle genel konularda sadece kendi hislerinle sadece başkalarının yaşadıklarıyla yorumlar yapıp barajlar çekmek, böyle olmalı demek artık midemi bulandırıyor benim… Çünkü her böyle olmalı dediğinde, ve öyle oluyormuş gibi geldiğinde, ya rol icabı oluyor ve film 3 saatte bitiyor, gerisine şahit olamıyoruz… Ya da kendimiz yaşıyoruz ve gerçekler hiç de öyle olmuyor. İnsanlar zoru sevmiyor bu bir gerçek… nefislerine hakim olmakta çok güçlük çekiyor bu da gerçek… mükemmel hiç değiller bu da apayrı bir gerçek. Bu durumda çok değişken varken nasıl tarif konulabilir ki bilmiyorum… 

Ama hala bir aşk hikayesi duyduğumuzda, izleidğimizde zorluk derecesine göre duygulanıyoruz. elimizde değil, istiyoruz da… 

Şimdi cenneti cehennemi görmedik. Gördüklerimiz kendi hayalgücümüze sığanlar.. isteklerimiz, hayalimizin erişemeyeceğini düşündüğümüz hayaller… güzellikler, ya d kendi karanlıklarımız. Bedenimizin ve ruhumuzun umudunu tamamen yitirdiği karanlık noktalar.. Tüm bildiğimiz bu… 

ben de bunlar üzerine pek konuşulmasını sevmem… ama bir film var.. yine de çok ama çok sevdiğim.

Robin Williams’ın benim psikoloğum olduğunu söylemiştim. Adamı görünce hayata bağlanıyorum gibi oluyor. Öyle pozitif bir hali var ki.. 

What Dreams May Come… filmimizin adı bu.. Türkçe’si Aşkın Gücü… 

İzlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum. Çok yumuşak, sıcak, heyecanlı, aşklı, tutkulu bir film… aptal romantik değil… 

 

What Dreams May Come

What Dreams May Come

Filmde R. Williams, eşi intihar eden birini oynuyor. 

Aşk öyle varınız yoğunuz değil ama yaşıyorsanız ya da hissediyorsanız hakkıyla yapın bari ki buna değsin.

Biri sizi sevdiğini söylediğinde ona sınamalar koymaya da kalkmayın. yanlış olur… 

Sizin için dağları aşmaz, size zarar veren herşeyi öldürmez, saçınızın teli düştü diye dünyayı yakmaz, size kul köle olmaz, bu filmdeki gibi sizi cehennemin dibinden çıkarmaz… 

Ama çok sever, bir kere de olsa iyi yapamadığı birşeyi sizin için yapar..

Size destek olur, gözünüzün içine bakar…

Sizi incitmez, ihtiyaçlarınıza kulak verir, düşünür… 

Siz rock dinlerken o opera dinler belki ama siz farketmeden ortadan kaybolan dağınık eşyalarınızı meğer o toplamıştır… 

Belki sizi hiç önemsemiyor gibi görünür ama sizin yok olmanız düşüncesi aynı ölüm gibi bilinçaltına itilmiştir duygunun vereceği zarardan ötürü…

Zor günlerde beraber mücadele edersiniz…

İnsan yapamayacağı şeyler de olsa böyle güzellikleri ideal olarak almalıdır en azından. O zaman herşey daha güzel olur.. salıverilmiş olmaz öylece…

Aşk genç yaşlarda daha tepkili yaşanan bir duygudur.  Sonra yoğunluğu artar ve ağırlaşarak dibe çöker. Dökülmesi zorlaşır.. çok güzedir ve çilesi çekildiğinde bile hayatın sonu yaşamaya hakikaten değerdir.

Read the rest of this entry »

Thats The Man!

Mayıs 6, 2009

House M.D. nin önce jeneriği dikkatimi çekmişti, sonra da izlemeye başladım hafiften. Farkında olmadan hastası olmuş çıkmışım. Yalnız Hugh Laurie’ye de yavaş yavaş hasta olduğumu da farketmemişim tabii. 

Çok yakışklı olmak önemli değil de, sesi, duruşu, davranışları harika-i maika. Hazır cevaplılığına yetişemiyordum eskiden, onun algılayıp cevabı hazırlaması için geçen süre zaten hayranlık bırakıyor da, bunun da bir senaryo olduğunu unutmamak lazım tabii…

Ama bak yaa.. adamıma bak..

House M.D.

House M.D.

 

 

House ve ekibi.. Duruşundan belli olur o zaten (:

House ve ekibi.. Duruşundan belli olur o zaten (:

Ben erkeğin Zeki, Karizmatik ve Dericeketlisini severim. (:

Ben erkeğin Zeki, Karizmatik ve Dericeketlisini severim. (:

Hugh Laurie

Hugh Laurie

Kaynak :

tv.yahoo.com/house/show/36106/photos/12
http://rickywood.files.wordpress.com/2008/06/house_hugh_laurie-711333.jpg 
http://www.edopter.com/images_user/ideas/200804/wTY61d