Deniz uyur Anası Uyumaz

Haziran 20, 2009

Yakamoz

Yakamoz

Anıları anlatmak güzel tabii :)

Düşünce yazısı yazmak isterim aslında ama hem insanlar okurken sıkılıyor hem de “herkesin de diyecek lafı var” durumu ortaya çıkıyor diye yapmak istemiyorum :) Değişmeyen şeyler için konuşmak bi de genelleme yapmak çok can sıkıcı hak verirseniz…

Benim yaz diyince geçirdiğim en güzel vakitler kuzenimle olanlardır. Didim sahillerinin ve hatırısayılır aşkların da etkisi var elbette ama onları en anlamlı yapan kişi kuzenlerimdir tabii. biriyle birşeyleri paylaşmayınca ne tadı ne de tuzu olur. Kuzenimle biz neler paylaşmadık ki…

Yine böyle denizden çıktık… saçlarımız bile yeni kuruyor… Bizim sitenin bir sahili var. Bir de yan tarafta ayrı bir site var. Onların da sahili var ama kum pek yok… Onlar da bir beton yığınıyla denize doğru girmişler.. ayrı bir güzelliği var. Her ne kadar şezlongları tahtadan ve sert olsa da arada oraya giderdik.

Oraya her gidişimde yabancılık ve rekabet duygusunu yaşarım. Sanki onlarla aramızda bir statü farklı vardı küçüklükten beri :D o yüzden o his hiç gitmedi… neyse.. biz de biraz çekingen yabancı yere gitme adımlarıyla vardık…

Denize en yakın şezlonga oturduk….

Orası da nasıl diyeyim.. çarşaf gibi bir denizi vardır. SIfır dalga.. balıkları görebilirsiniz… Hele akşam üzeri iyice durgunlaşır.. Kulağında da deniz suyu, kafan dalıp çıkmaktan sersemlemiştir ve 9 gibi anca kendine gelirsin… Zaten o gün zor çıkmıştım denizden… doyamamıştım her zamanki gibi…

Bir de bir yakamoz oluşmuş.. nasıl güzel görünüyor anlatamam.. hafiften bir dalga sesi geliyor ama ya var ya yok…

Ay tam ortada… ayın ışığı dubaya vuruyor…

Kuzenim de yanımda.. ayy ne güzel diye anlatıyorum ballandıra ballandıra..Ya girsek mi denize dedim…

Yok ya.. daha yeni geldik zaten.. bi daha gidip giremem hem korkarım zaten dedi…

Hmm doğru dedim önce.. ama bak çok güzel.. yakamoz da var.. hem bi daha bu şartlar ne zaman oluşacak ki dimi… bence anı yaşamalıyız gitmeliyiz buraya.. azcık gireriz çıkarız ha? dimi dimi?

diye bende böyle bir hafiften damardan girme halleri..

işte deniz anası oluyor tabii geceleri, balıklar kıyıya yaklaşıyor. ben bunu akla hiç getirmiyorum. Getirirsem ikna şansım sıfır!

E hadi gidelim madem, mayoları giyeilm dedik. Yola koyulduk…

Tabii evin kapısı kapalı. Annem komşuya okey oynamaya gitmiş. Annem dedimkesin izin vermez… ama mayoları almamızın tek yolu bu. kapıyı açmamız lazım. önce söylemicektim ama dedim gecegece bişey olur söyleyeyim..

Annem de orada keyifli kalabalık bir ortam olduğuından, bişey demedi, tek şey dışında:

- iyi oğuzhan da gelsin madem sizle…

annem bunu dedi ve konudan koptu tamamen. Bizim gözler yavaşta arkada balkon demirlerine yaslanan ousana döndü.. Oğuzhan benim halamın oğlu olur.. o da kuzenim yani…

Onda da böyle bir çekinme, korkma halleri… Biz böyle sırıtarak ığısaaan şeklinde yanaşmaca…

Tabii benim satış tekniklerimi ona uyguladk bak süper olcak çok güzel olcak falan…hadi lütfen bak yılda bir denk gelir böyle bişey (sanki güneş tutulması) Read the rest of this entry »

Kuzenkuzi – Defter

Mayıs 29, 2009

Aklıma geldi, ben de böyle bişreyler tasarlayayım dedim =)

Kuzen daha görmedi ama beğenir mi bilmem artık ;)

(kuzen beğen ve beni rezil etme temaam miii? )

Kuzen Defteri =)

Kuzen Defteri =)

Pamuk Prensesim

Nisan 26, 2009

Öhüümm… baylar bayanlaaar… 

Dünyama hoşgeldiniz… Alice’in harikalar diyarında olduğu gibi sığmayacağı kadar küçük olduğunu düşündüğü kapılardan geçmesi ve başka bir dünyayla karşılaşması gibi bir his yaratabilir, ya da tam tersi.. :)

Her ne kadar gerçek bir hayattan bahsetsek de hepimiz farkında olmadan o masallarda bize anlatılan hayatları, insanları ararız. Farkında olmadan yaparız bunu. Haksız duruma düştüğümüzde ya da insanlar gözlerini sizin üzerinize çevirdiklerinde “iyi ve güzel olan sonunda kazanacaktır” a inanır ve hayatımıza devam ederiz. Bizi üzen bize çelme takanları çoğu zaman gargamel, cadı olarak görür, bizi kıskananları kötü kraliçe olarak kabul edebilir, etrafımızdaki bize bir nevi yardımcı olan insanları da tavşan kardeş, aslan kardeş, serçe kardeş olarak benimseyebilir ve kategorileri azaltarak hayatımızı kolaylaştırabiliriz.

Masalları ve çizgi filmleri yazan insanlara gerçekten bayılıyorum. Benim de çizme yeteneğim biraz vardır, üzerine gitsem çok daha iyi olacaktır buna kesinlikle inanıyorum da onlar kadar hayalgücüm geniş olsa ve çizgi yeteneğim de en az onlar kadar olsa herhalde kendi dünyama çekilir sürekli onlardan çizerdim (benim de olmak istediğim ne çok karakter var, bir önceki yazımda reklamcı olmak istiyordum)

Herkes kendini bir karakterin yerine koyar elbette. Şu olsaydım keşke falan dedikleri türden… Benim de vardı. Ben bi de 5-6 yaşında okumayı kendim söktüğüm için, kitaplarım herkesten daha erken yaşta daha çok olmuştu. Normal bir insan bir masalı 10 kere okuyorsa ben 20 kere okumuş oluyordum. 

İlkokuldaki öğretmenim Meliha Keleş bana gizli gizli, kimseler ayrımcılık yapıyor demesin darılmasın diye, set set kitaplar getirirdi bana. Okumayı unutmayayım daha çok seveyim diye ki hala saklarım onları… canım öğretmenim..

Benim en yerinde olmak istediğim ve oymuşum gibi olmaya çalıştığım karakter, şaşırmamak gerekir ki Pamuk Prenses’ti. 

Evet, ben de o olmak istiyodum. alla alla..

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler

Read the rest of this entry »