Binbir Gece Rüyaları
Mayıs 17, 2009
Eğer ben uzman olacaksam o büyük ihtimalle ya rüyalar ya da kitaplar belki de senaryo ile ilgili olurdu.
Kafamda artık nasıl bir hikaye potansiyeli varsa, hepsi uyuduğum o süre içinde ortaya çıkıyor. Bu bir lütuf mudur bilmiyorum henüz ama yanımda olan kişiye hergün yeni hikayeler anlatacağım kesin. Bu da Binbir Gece Masalları gibi olur ve hiç bitmezdi.
Önsezi yaratacak rüyalar pek görmüyorum galiba ya da bunların gerçekleşip gerçekleşmediğine dair herhangi bir gözlem yapmadım. Hayatımdaki herşeyi irdeleyemem ya canım…
Bugün gördüğüm biraz daha hayatımla bağdaştırılabilecek birşeydi ama geçenlerde bi tane gördüğüm var. O çok ilginçti hakkaten…
4 kız kardeş vardır. Bunlar masalsı denilebilecek bir yerde yaşamaktadır. O çay tepsileri ya da eski İngiliz insanının giydiği kabarık etekli elbiselerden giymektedirler. Şehir çok güzeldir ve genelde çiçekler sularla kaplıdır…
Bu dört kız kardeş de çok güzeldir. Büyüleyici güzellikleri vardır hepsinin de. Ama en küçükleri başka güzeldir. Nasıl desem, farklı etkileyici bir tarafı vardır ve diğerlerine pek benzememektedir. Bu da gören herkesin dikkatini çeker. Ama neden öyle olduğuna dair kimse birşey soramaz, cevap da aramaz. Read the rest of this entry »
İşe ve iç derken?
Mayıs 8, 2009
Bunları, küresel ısınmaya daha çok engel olmaya çalışalım, diye mi yapıyorlar?
Düşüncesi bile iğrenç ya! Şuna bak bi de çizmişler böyle böyle yapılıyo diye yönerge yapmışlar… Read the rest of this entry »
Stadyumumsu Sesleniş- Turkcell Super Lig
Mayıs 1, 2009
Nasıl bir başlıksın sen… neyse, aklım bilemedi
Şu Herşeyi Bilen Kadın’ı kim yapmış kim yapmış diye merak ettim, yanda yazıyormuş linki girdim sitesine ajansın. Rabarba… Anlamını sormayın. ama güzel işler çıkarmışlar. Türko-Garanti, Milupa Meyve Çocuklar ve bir çok markanın reklamları, siteleri.. Turkcell Tarife yumurtlayan tavuk da onların fikri.. o korkunç tavuk çok iyi fikirdi, tebrik ediyorum bu 12 dev adamı.
Yapılan işlerinde dikkatimi çeken bir oyun/site tarzında birşey vardı. Sizinle paylaşmak istedim.
Tezahüratlara bayılırım, dolu dolu böyle haykırışlar…
Sevdiklerimize seslenmek için böyle bir yöntem kullansak aman da ne güzel olurdu. Böyle gür sesli amigolarla birlikte höy löy löy şeklinde…
Çılgın Bişey Bu!
Nisan 30, 2009
Yazının başlığından çok içeriği dikkat çekecek. O yüzden bence kaçırma derim.
Eğer yenice bir kız/erkek arkadaş edinmek gibi bir durumun varsa, önce doğum gününü sor. Neden mi?
Ona – Ne – Hediye – Alacaksın – Dostum?!!
Bu bence insanı fena halde geren bir konudur. Daha yeni tanışmışsın, ya da dahaönce tanışsan da artık farklı bir boyutta birlikteliğin var ve ona ne hediye alacaksın? Çok özel olsa abarttığını düşünebilirsin, ya da onu tam olarak tanımadığın ortaya çıkabilir. Normal birşey alsan, çok normal kaçabilir… Off… önceden anlaşmak en iyisi bence… Hele doğum günü geçtikten sonra ayrılanlar vardır ki onlara çok üzülürüm
SEn git o kadar özen sancılar çek kıvran ve hediye al, sonra 1 hafta sonra ayrıl… Acısını boşver de o çile unutulur mu yaa.. Allahını seversen..
Ama dur, elbette ki bunun da bir çözümü var. Ha-haaa… çözülemeyecek birşey yoktur.
Ben hediye alma konusunda fena geriliyorum. Normalde kendimi mutlu etmek için arkadaşlarıma belki armağan denemeycek ama onları mutlu edecek ufak tefek şeyler aldığım doğrudur. ama eğer özel bir günde hediye alıyorsam illa ki değişik birşey olmasını isterim. Değişik birşey pahalı eşsiz olmak zorunda değildir ama ona özel olduğunu hissettirmelidir bence. Ona daha önce verilmemiş, herkesin aklına gelmeyecek bir hediye vermek harika birşey olurdu bence. Kıyafet falan… herkes bir şekilde alıyor onu ama senden birşey olmalı içinde…
E illa hediye alacağın kişiyle içli dışlı olmayabiliyorsun. Yine de farklı birşeyler yapmak istiyorsun. ya da kendine almak istiyorsun alla alla olamaz mı?
Şimdi ben hediye konusunda sıkıntı çekenlere rehber olabilecek bir yazı hazırladım. ZihniSinir’i bilmeyen insanlar şuan bu yazıyı okuyan insanlar olamaz herhalde ama bu o kadar zihnisinirlik birşey değil. Hem hayatınızı kolaylaştıran, hem espri katan hem de nadirlik niteliği taşıyan eşyalar işte karşınızdaaa…
Sıralamayı favoriye göre yapamadım. Hepsinin yeri ayrı… Belki sonradan yıldız verebilirim.
Anahtarlıklar insanın yaratıcılığını sınayabilir. Ama bunlar anahtarınızın koca kafalı bir metalden farklı olmasını sağlayacaktır. Kendi tarzınıza göre giydirin derim ben… Yeşilden bi tane alayım…
Hem de 90′lık yazımda kasetlerden bahsetmiştim ve kasetleri ne amaçlarda kullandıklarını sıralamıştım. Okumayanlar şöyle buyursun.
Yalnız bunu görmemiştim. Bu kaçlıktır ki? Kaç tane şarkı alır ki bu kaset…
Keşke babam kırtasiyeci olsa, manyak bişey olurdu. Sürekli kalemleri değiştirip değiştirip kullanırdım. Az dilemedim bunu ama tabii iyi ki de olmamış. Yoksa batırırdım adamı
Ama bu ayıraçlar gerçekten harika… Rengarenk bambaşka.. Allahım okullar bitmesin ofisim olsun böle sürekli bu tip şeylerden alayım değişik değişik. Off..
Ben bundan alsam büyük ihtimalle lavabomda tahliye sorunu olmadığı kanattine varırdık. Çünkü benim ataşlarım KAYBOLUYOR! toplu bir intihar ya da kaçış sorunu olabilir. ARaştırmalarım sürüyor… Ama bu tasarım harika dimi.. damlaaar damlaaar…
(BU arada ben yıllarca ataç diyordum ama doğrusu ataşmış. TDK’dan bakabilirsiniz. Benim de hayretim şaştı. Ayrıca yıllarca “ah bir ataş ver” i yıllarca “ataç ver olarak” anlamış ve seslendirmiştim. Her ne kadar yanlış söylesem de doğru anlamışım. Ataş dersen ben tutturgaç anlarım o zaman. Ateş ayrı ataş ayrı arkadaş! Ben anlamam. )
Buzdan barlar görmüşsünüzdür. Barış Manço’nun 7den 77ye programını izleyenler de mutlaka şahit olmuştur. İzlerken içim ürpermişti. Nasıl erimiyorlar anlamıyorum, o kadar soğuk yani… ck ck … İnsanlar buzdan taburelere oturunca oraya da yapışmıyolar. Hayret! Ama bu bardaklar çok güzel… Böyle buz kalıplarına karşı ayrı bir ilgim var benim. Pek de güzel.. İç iç bitsin sonra…
bulaşık derdi de yok…
Bu gerçekten uç nokta artık Hayatta aklıma gelmezdi böyle birşey… Dışarıdan nası görünürse
Bar mı açsam ne yapsam… Çok zevkli ya..






















