Bi düşün bak…
Temmuz 27, 2009
5 sn lik farkla saat başı geçen servisi kaçırdığım için , ilgisiz belediyenin bir durak yapmaktan aciz olduğu durakta öylece beklerken gelen otobüse binmek üzere bir adam davrandı orta derece bir heyecanla…
Basamağa bir adım attı ve sonra aynı hızla geri indi.
İki adet HOKKALI balgam bıraktı kapının önüne.
Çünkü oraya nasılsa kimse basmıyor. Orası yol ve pis olmaya mahkum. Eğer orada bir toz toprak geçiyorsa mutlaka iğrenç bir insanın balgamını hakediyor demektir.
O BALGAM büyüdü ve milli park sayılabilecek büyüklükte bir balgam gölüne dönüştü. SOnra o adamın azcık kalmış saçlarından tutup, bir tekmede kırılacak (heman kırabilirdi) belini büküp o gölün içine soktum kafasını.
Nefes alamadı, çırpındı…
Ayakları daha çok toz çıkardı, ama kurtulamadı. Kendi tükürüğünde boğuldu.
Betta
Haziran 17, 2009
Dün balıktan bahsettim, dün de Sergüzeşt ve Kedi Kardeşliği‘ndeki yazıları okuyunca bir zamanlar depreşen balık sevdam ortaya çıktı.
Herşeyi Sevil’in doğum günü olmasıyla başladı
ona hediye olarak balık almaya karar vermiştik. Ben de gidince petshopa bir anda balık sevdam depreşmişti. Beslerim dedim nolcak, balık değl mi…
Sonra bir keresinde misafirliğie gittiğimizde bir balığa acıkmıştır bu diyip gizli gizli sürekli yem attığım ve balığı çatlayarak öldürttüğüm zaman aklıma geldi ama arada baya bi zaman vardı Allahtan yoksa almazdım zaten
Neyse ben de böyle japon balıklarına baktım baktım Beslenir ki bu dedim içimden… hpsi hemen hmen aynı olmasına rağmen seçtim.. bir de gözüm doymadı sanki sakız alıyomuş gibi bir sürü aldım 4 tane falan. (napcaksam 4 taneyi)
Sonra sordum nası beslenir bu diye… anlattı bi güzel arkadaş..
Neyse eve geldik attık fanusa… ilk gn beyaz olan öldü zaten… daha o kadar alışmamış olmamıza rağmen benim acayip moralim bozuldu tabii. o an hata ettiğimi anladım. Yani hiç ölmezmiş hep yanında olurlamış gibi geliyor ama kaybetmek gerçekten kötü bişey.
Günler geçti 4 taneden 2 tane kaldı geriye. Fanus da yatağımın yanındaki komodin üzerinde duruyor, gece lambamın yanında. Ben de her gün yatağımı düzeltiyorum tabii böyle yorganı savurup.. o kolum, hergün gece lambasına değer ve fanusa çarpar ama ben hiç onların yerlerini değiştirmeye kalkışmam. Sonunda bir gün olan olur ve ben öyle bir savurarak yorganı düzeltirim ki gece lambasına çarparım ve o da fanusa çarparak kırar geçer! balıklar yerde…
Ya niye hoplayıp zıplıyosun ki yani balık o can havliyle ısıracak değil ya. ne yapabilir. kurtar dimi.. yok … elif elif diye çığlıklar ve hoplayıp zıplamalarla geldi saolsun ve bir hamlede kurtardı biricik balıklarımı…
Tabii baktım balıklardan biri yamuk yamuk yüzüyor… birkaç kez kalp masajı denedim birkaç gün idare etti ama sonra öldü…
Aradan bir süre geçti ben yine balıkçının yolunu tuttum tabii hemen bi tane daha balık beğendim. Bu kez asilzade aksi şirin Betta balığından yana oldu tercihim.. duydum ki daha dayanıklıymış aksiymiş ama dayanıklıymış
tek başına yaşarmış falanmış…
küçük bir fanusta öylece yaşadı gitti.. incecik bişey.. suratsız mı suratsız bi varlık yani. hayatımda bu kadar durduk yere surat asan bişey görmedim. Aynanın önüne koymuştum temizlerken hakkaten delirdi hayvan aynadaki yansımasına saldırıyor. Hatta diğer japon balıklarıyla yanyana koymuştum bi kere tabii bilmihyorım tam fanusta yansıması büyük de görünüyo herhalde.. eve bi geldim japon balıkları yemlerini yememiş diğer tarafa gitmişler fanusta böyle delirmiş hayvanlar… beta böyle sinirli sinirli salınıyo görsen… psikolojisini bozmuş japonların. manyak..
Neyse bigün ben yine minik odamda temizlik yapıyorum akşam akşam… bu da küçük bi fanusta yine yatağımın yanındaki komodin üzerinde.
Yerleri süpürüyordum şimdi dedim ben giderim buna çarparım bu da düşer.. bi de kuvvetli bir hayvan ki anlatamam. bir çırpınıyor tutmak ne mümkün… düşerse hayatta alamam dedim. bilgisayarımın olduğu masanın üzerine koydum.
Süpürdüm yerleri bitti. Bişey oldu ben bi fevrileştim tam hatırlamıyorum. Elimdeki süpürge sapını bırakıverdim ve bırakmamla sen git bilgisayar masasının üzerinde duran betta ya çarp yani yok böyle bişey. Hayır olcakla öleceğin önüne geçilmezmiş derler ya kendimi bu kadar kurban hissedeceğimi bilemezdim.Bir felsefenin içinde resmen kullanıldım duygularımla oynandı. Read the rest of this entry »















