Geçen Ankara Gezisinden Kareler :D
Haziran 12, 2009
Başroldekiler – Ben – Kardeşim Yeşim – Melih – Hasan
Fotoğrafları seçerken hala kahkahalarla güldüm ya
Daha yolculuk yeni başlamıştı. Arkada Melih ve Hasan… kendi kendimize fotoğraf çekmeye çalıştık böyle… Bütün yol boyunca yeşimin ipod’unu kapatmaya çalışmıştık
ve bir türlü çözememiştik. 45 dk falan kapatma düğmesine bastık sanırım. Bozcaktık ipodu. bence aramızda kalmalıydı bu konu.. evet aramızda kalmalıydı
böyle bir anı yakalamak istesem yapamazdım yani. Melih sanki, sümkürmüş de hasan bööeeyy yapmış gibi olmuş
Ama aslıdna gülüyorlardı birşey konuşuyorlardı.
Oraya varmadan önce kaybolmuştuk bi de
komedi ya… arkadan nası tutuşup koştuk öyle…
Melih, işte telefonu elinden düşmeyen bi insan olarak artistik pozlar vermekle meşgul. Şimdi Canon 450d si var. Düşün yani…
Ya yolda çok güzel fotoğraflar çekmiştik aslında. Daha doğrusu çekememiştik… Kavak ağaçlarının yaprakları dökülmüştü yollara, karanlıkta sokak lambalarıyla çok güzel görünüyordu. Keşke daha iyi makinemiz olsa diye dua etmiştik. O nikon ben canon hayalleri kurardık. O canon aldı ben hiçbişeyle yetiniyorum şu aralar.
İskender, her yerde herkesledir
Her zaman böyle içtedir… canım arkadaşım…
Tamam gülmeyin
Melih maşallah 5 km öteden kaçırmadı bu pozu. Orada devasa bir bayrak vardı ben de ona bakma gafletinde bulunmuştum. Bak bak bayrağa gelmiyordu bi türlü.. En son baş dönmesinden saliseler önce bu hali almışım
Bakamıyorum yükseğe, düşününce bile başım dönüyo.. ayy..
Atakule, çok güzel de güzel olmasına. Sinek gibi cama yapışıyoz başka da bişeye pek yaramıyo ki arkadaş. O ne rüzgar öyle… of of of.. Bir de dürbün koymuşlar oraya.. boyun yetişirse bakarsın
Read the rest of this entry »
u r the love of my life, u r my lady
Mayıs 30, 2009
Bu başlık bir zamanlar bana armağan edilen sade bir çerçevenin içindeki olağanüstü fotoğrafın altına iliştirilmişti.
Bu şarkının uzun süre Lionel Richie’ye ait olduğunu, uzun süre onun söylediğini düşünmüştüm. Bir gün arabada giderken, bu şarkı çalmaya başladı ve ben o gün bunu Kenny Rogers’ın söyledğini öğrenmiştim.
Geçenlerde İletişim Kitabevi’nde albümlere bakarken Lionel Richie’nin beyaz bir albümünde bu Lady parçasının yer aldığını gördüm. Yanılmamışım.. ikisi de söylüyormuş bu parçayı.
Şarkı, hele ki sözler olağanüstü.. eğer kalbinizde anahtar noktalar varsa o noktalara tek tek değiyor bu notalar..sözler..
Lady, Im your knight in shining armor and I love you
You have made me what I am and I am yours /* as you told me */
My love, theres so many ways I want to say I love you /* as you told me */
Let me hold you in my arms forever more
You have gone and made me such a fool
Im so lost in your love
And oh, we belong together /* as you told me */
Wont you believe in my song? Read the rest of this entry »
Burada Olmak İstemek
Mayıs 13, 2009
Filmlerin “The End” kareleri
Mayıs 3, 2009

Bu kareyi görünce müziği kulağında yankılanmayan ve kalbi burulmayan var mı?
Ne üzülürdüm bitti diye… Bir ara başka çizgi filmler tekrar yayınlanırdı, yaşama sevincim artardı resmen. (Şuan sabahın 07:20 ve kanald nin yayın akışına göre şuanda çizgi film olması gerekiyor ama yok!)
Şimdi hayatımıza giren, ya da zaman aşımına uğrayıp hayatımızdan teğet geçen birçok filmin “THE END” karelerinin koleksiyonunu yapan kişiyle tanıştırayım sizi. Üşenmemiş, çalışmış didinmiş ve tüm kareleribiriktirmiş. Read the rest of this entry »
Uykudan Önce Birkaç “Tane”
Nisan 24, 2009
Cep telefonuyla fotoğraf çekmeye pek meraklı biri değilim. Hatta mümkünse Nikon D80 ya da Canon 450D (uzun süre hayallerimi paylaştığım) olmasını tercih ederdim. Fakat hayatta herşey istediğin gibi olmayabiliyor. Her zaman istediğin anda istediğin şekilde de olmayabiliyor. Ben de yağmur sonrasında aynen bu şekilde hissediyordum kendimi.
Herşey düzelecek, güzel olacak diye kansere dönüşme ihtimali yüksek hücrelerime moral kaynağı oluyordum yürürken. Onlar memnun ben memnun, Melihle sohbet ederiken (Kendisi Nikon hayranı olmasına rağmen Canon almıştır, sırf bana inat.) şu yukarıda görmüş olduğunuz arabayı gördüm. Read the rest of this entry »
Fotoğrafta İnsan Duygusu
Nisan 18, 2009
Sayılı şeyleri severiz… çünkü sayılı şeyler bitecektir, kıymetlidir, değerleri vardır. Smashing Magazine de bu yoldan çıkarak, seçilmiş birçok güzelliği sıralar durur. Bana inanılmaz faydaları olmuştur. Mutlaka tavsiye ederim.
Fotoğraf çekmeyi çok severim. Hatta bir dönem hayatımın parçası haline getirmeye karar vermiştim. Aslında bu bir karar süreci değil, sürekli herşeye fotoğraf karesinin içinde nasıl dururdu izlenimiyle bakıyorsunuz. Hatta bi süre sonra yanınızdaki insana “şöööle dur bi de bakim… hah tamam..” şeklinde yaklaşabiliyorsunuz. Şaka sandınız deemi? Hayır değil, otobüste yanımda oturan kız, otobüs tünele girdiğinde, tünelin ışıkları yüzüne vurduğunda karanlıkta çok güzel görünüyordu ben de ondan öyle yapmasını istemiştim. Sonra da fotoğrafını çekmiştim.
Aslında aradığım (kafasında entel beresi, parmaklarının arasında pipo ya da sigara)

Ya da bunu hayal edebilirsiniz(Yiğit Özgür'den)
bööööyle nasıl desem… derinlik, hayatın içindeki başka bir hayatın ıslak hüznü arasına sıkışmış yüzün… falan filan daha fazla abartamıcam ::D
Duygu arıyorum vesselam… Zaten doğa fotoğrafları çekmeyi pek sevmiyorum… Hiç çiçek çekeyim böcek çekeyim, adamın yanına saksı koyayım belki nergizle daha güzel olur dediğim olmadı. Hep yakın profilden insan yüzleri çekmek istedim. O an var ya… tam o an… fotoğrafı düşünmediği, kendi içinde olduğu an.
Fotoğrafçıları bu nebzede anlamıyorum zaten. Nasıl oluyor da istediklerini elde edebiliyorlar? Belki istedikleri dışında isteyebilecekleri birşey oluşturuyorlar onunla başarılı oluyorlar bilmiyorum. Ama bence bir güzelliği ayarlayarak yapamazsınız gibi geliyor.
Neyse ben o listeden çok sevdiğim fotoğrafları sıralamak istiyorum izninizle…



























