How I Met Your Mother

How I Met Your Mother

Ne zamandır How I Met Your Mother’ı seyrediyorum. (Thank My Cousin)

ve bayılıyorum evet evet.. bölümler ne daha uzun olsun ne de daha kısa.. çok renkli eğlenceli. İzleyen herkes bunu söyler eminim.

ama benim gözüme batan şeyler var… evet var..

Aslında içten içe bize aşıladığı bazı duygular var, özendirdiği de diyebilirim. 

1- Arkadaşlık
2- İçki
3- Seks

Belki bu seçenekleri artırabilir ya da azaltabilirsiniz bilmiyorum da en çok gözüme batanlar bunlar  ve tamam seks onlar da normal birşey, herhangi bir canlının temel ihtiyacı gibi görünüyor ama bence bu kadar peynir ekmek gibi göstermeleri hoş değil. Biraz fazla işlenmiş gibi geliyor. Seksi de öylece işlememişler tabii

Seks yapmak doğaldır. Tamamen tercih alanınıza göre…

a) Hayatınızın aşkını bekler onunla yaparsınız ama o gelene kadar hala vaktiniz var
b) Güzel bayanları seçer ve onlarla yaparsınız
c) Ömür boyu beraber olacağınız biriyle yaparsınız.

Çok sevilesi bir dizi ve insan bu saydığım kavramları izledikçe normal karşılıyor artık. Hatta en normal gelen de arkadaşının eski sevgilisiyle yatmak. Başta bunu kabul etmiyordu kimse ve artık ben de dahil olmak üzere önce amaan nolcak ki dedim sonra da “ted sevmiyo ki artık, barney yazık ya nası aşık, beraber olsunlar” şeklinde tepki güdmeye başladım.

Arkadaşlık konusu çok güzel öyle gösterişli bir yapısı yok. ama seks konusu dediğim gibi biraz fazla işleniyor. Read the rest of this entry »

Şimdi en gerildiğim, tıkandığım ama yine de komik gelen bir durumu anlatıcam (:

İnsan her zaman sevgilisiyle dolaşacak değil ya canım, ben çoğu zaman aramda sevgili türünde duygusal bir bağ olmayan erkek arkadaşımla gezerim. Severim arkadaşlarımı, çok hem de ve onlarla vakit geçirmekten çok büyük mutluluk duyarım.

Yalnız her gezmemde denk gelen bir durum var ki, yanımdaki arkadaşıma hakkaten üzülüyorum yani (:

Özellikle kordonda oluyor bu, nerde o gül satan insanlar bizi orada yakalıyor. ve söyledikleri haliyle şu :

- Şu güzel ablamın hatırı için be abi. Bak ne güzel yakışıyorsunuz, Allah tamamına erdirsin inşallah. Ona bir gül almak istemez misin abi. Bak ne güzel çiçeklerim var. 

!?!!!

:D haliyle yanımdaki arkadaşım geriliyor, alsam mı almasam mı? Tamam aramızda bişey olmayabilir ama nezaket namına böyle bir görev o an yanımda bulunan erkeğe düşüyormuş gibi geriliyorlar, halbuki öyle birşey yok. Ben de geriliyorum bu durumdan dolayı.

- Ya istemiyoruz saol, git sevgililere sat biz arkadaşız zaten… 

diyorum.. Kimisinin hiç umrunda bile değil, kimisi de ısrara devam ediyor.

Hakikaten takmayın erkekler böyle durumları. Hiç gerek yok gerçekten. Ortamı farklı boyuta taşımanın ve akla başka şeyler düşürmenin de anlamı yok. 

Yakın arkadaşınsa neyse, gülüp geçiyorsun da, her zaman durum öyle olmuyor tabiii.

Yine bir gün aramızda fırtınalı bir takım meselelerin geçtiği bir arkadaşımla yine yürüyoruz. Yine bu fırtına konularından bahsedilmekte. İki taraf da birbirine kayıtsız değil. Ama “Bir arada olabilmek imkansız… Geri dönmek inan içten değil, hani var ya tutamazsın kendini.. ” diye giden şarkı var ya aynen öyle bir durum var ortada.. ( ne trajedi ) 

Tam da bu olayın üzerine tuz biber geldi yine asilzade çingenemiz :

- Abi be nası yakışıyosunuz, Allah sizi hiç ayırmasın, Allah muradınıza erdirsin, hep mutlu olursunuz inşallah. Ablama bir gül al be abi bak ne güzel…

!!!!?!!!! Read the rest of this entry »

Korkarım Binimiyiciiim

Mayıs 2, 2009

 

Yükseklik Travması

Yükseklik Travması

Reklamı açar açmaz en büyük kabusumla karşılaştım. Gözlerim faltaşı gibi açıldı ya resmen. huuuuooooohhhwwww…

Eğer giderseniz böyle lunapark gibi yerlere, şöyle yönünüzü çevirip abilere “burda  salıncak var mı,salıncak var ya beeeleee sallanıyo??” diye sorun ve kaçın ordan!

Ben böyle tanımlanamayan cisimlerden korkarım. Öyle nolcak bu hız treni, gondol, kamikaze falan nedir peah! yerim ben onları.. diyordum.. ben de öyle diyordum merak etme… 

Çok daha küçükken kamikaze’ye binmiştim, gondola da bindim öyle inince hiç ayaklarım falan titremiyordu. Gayet ahahaha şeklinde. Tamam heyecan oluyo haliyle bu da insan metabolizması yani. Alışkın değiliz herhalde.

Bi gün böyle yine arkadaşlarla  fuarın yolunu tuttuk son günü. Sonra ne yapalım derken derken, lunaparka giitmeye karar verdik. O nasıl kalabalıktır öyle diyip, bir müddet sabrettikten sonra “ohaa burdan kaç para kazanıyolardır” şeklinde hesap yapmaya başladık herkes gibi.. Bırak kazansınlar ne kadarsa dimi.. o işi yapmak da öyle herkesin harcı değilmiş onu da anladık. 

Ee napalım, radar’a binelim dendi. Korkar mısın dediler.. yeak canım yaaaa nesinden korkucam. Zaten 2 dk bile sürmüyo hemen bitiyo baksana.. Hadii binelim hadi hadi.. diye katıldım ben de bu gruba… Neyse sıraya girdik aldık biletlerimizi ki ben sabaha karşı flaan bineriz herhalde sanıyordum. Sıra da hakkaten baya hızlı ilerliyo haliyle ben de o soruyu sordum “baya hızlı herhalde bu, baksana hemen sıra geldi yaa” !!!

Neyse artık önümüzde bir çift var ve sonra biz 4lüsü… 

Tam bööyle normal dururken, kendimi teskin etmeye çalışırken arkadan HÜÜÖÖRRRRAAA diye bir ses ve sesin üst tabakasında da HİAAAA diye çığlıklar… Benim tabi gözlerim pörtledi! Arkama baktım, az sonra bineceğimiz hız treninden geliyor ses… 

ben – ıııı… bu bizim bineceğimiz tren dimi?! niye o kadar bağırıyolar ki?

arkadaş – Ters de dönüyo..

ben – hmmm.. evet gördüm.. 

Dedim ve sıra geldi. İkişer kişilik sırada ben öne binmem dedim, arkaya binerim, kesinlikle öne binmem binmem öne öne binmem binmeem binmicem öne hayır ön olmaz

ve öne bindim!

Read the rest of this entry »

Çılgın Bişey Bu!

Nisan 30, 2009

Yazının başlığından çok içeriği dikkat çekecek. O yüzden bence kaçırma derim.

Eğer yenice bir kız/erkek arkadaş edinmek gibi bir durumun varsa, önce doğum gününü sor. Neden mi?

Ona – Ne – Hediye – Alacaksın – Dostum?!!

Bu bence insanı fena halde geren bir konudur. Daha yeni tanışmışsın, ya da dahaönce tanışsan da artık farklı bir boyutta birlikteliğin var ve ona ne hediye alacaksın? Çok özel olsa abarttığını düşünebilirsin, ya da onu tam olarak tanımadığın ortaya çıkabilir. Normal birşey alsan, çok normal kaçabilir… Off… önceden anlaşmak en iyisi bence… Hele doğum günü geçtikten sonra ayrılanlar vardır ki onlara çok üzülürüm :D SEn git o kadar özen sancılar çek kıvran ve hediye al, sonra 1 hafta sonra ayrıl… Acısını boşver de o çile unutulur mu yaa.. Allahını seversen..

Ama dur, elbette ki bunun da bir çözümü var. Ha-haaa… çözülemeyecek birşey yoktur. 

Ben hediye alma konusunda fena geriliyorum. Normalde kendimi mutlu etmek için arkadaşlarıma belki armağan denemeycek ama onları mutlu edecek ufak tefek şeyler aldığım doğrudur. ama eğer özel bir günde hediye alıyorsam illa ki değişik birşey olmasını isterim. Değişik birşey pahalı eşsiz olmak zorunda değildir ama ona özel olduğunu hissettirmelidir bence. Ona daha önce verilmemiş, herkesin aklına gelmeyecek bir hediye vermek harika birşey olurdu bence. Kıyafet falan… herkes bir şekilde alıyor onu ama senden birşey olmalı içinde…

E illa hediye alacağın kişiyle içli dışlı olmayabiliyorsun. Yine de farklı birşeyler yapmak istiyorsun. ya da kendine almak istiyorsun alla alla olamaz mı? 

Şimdi ben hediye konusunda sıkıntı çekenlere rehber olabilecek bir yazı hazırladım. ZihniSinir’i bilmeyen insanlar şuan bu yazıyı okuyan insanlar olamaz herhalde ama bu o kadar zihnisinirlik birşey değil. Hem hayatınızı kolaylaştıran, hem espri katan hem de nadirlik niteliği taşıyan eşyalar işte karşınızdaaa… 

Sıralamayı favoriye göre yapamadım. Hepsinin yeri ayrı… Belki sonradan yıldız verebilirim.

Anahtarım Şık Olsun

Anahtarım Şık Olsun

 

 

 

 

Anahtarlıklar insanın yaratıcılığını sınayabilir. Ama bunlar anahtarınızın koca kafalı bir metalden farklı olmasını sağlayacaktır. Kendi tarzınıza göre giydirin derim ben… Yeşilden bi tane alayım… 

 

Kasette Çantta

Kasette Çantta

 

Hem de 90′lık yazımda kasetlerden bahsetmiştim ve kasetleri ne amaçlarda kullandıklarını sıralamıştım. Okumayanlar şöyle buyursun. 

Yalnız bunu görmemiştim. Bu kaçlıktır ki? Kaç tane şarkı alır ki bu kaset… 

 

Dosya İlişikte

Dosya İlişikte

Keşke babam kırtasiyeci olsa, manyak bişey olurdu. Sürekli kalemleri değiştirip değiştirip kullanırdım. Az dilemedim bunu ama tabii iyi ki de olmamış. Yoksa batırırdım adamı :) Ama bu ayıraçlar gerçekten harika… Rengarenk bambaşka.. Allahım okullar bitmesin ofisim olsun böle sürekli bu tip şeylerden alayım değişik değişik. Off.. 

 

Damlaya Damlaya...

Damlaya Damlaya...

Ben bundan alsam büyük ihtimalle lavabomda tahliye sorunu olmadığı kanattine varırdık. Çünkü benim ataşlarım KAYBOLUYOR! toplu bir intihar ya da kaçış sorunu olabilir. ARaştırmalarım sürüyor… Ama bu tasarım harika dimi.. damlaaar damlaaar…

(BU arada ben yıllarca ataç diyordum ama doğrusu ataşmış. TDK’dan bakabilirsiniz. Benim de hayretim şaştı. Ayrıca yıllarca “ah bir ataş ver” i yıllarca “ataç ver olarak” anlamış ve seslendirmiştim. Her ne kadar yanlış söylesem de doğru anlamışım. Ataş dersen ben tutturgaç anlarım o zaman. Ateş ayrı ataş ayrı arkadaş! Ben anlamam. )

 

Buzzz gibi gibi gibi

Buzzz gibi gibi gibi

Buzdan barlar görmüşsünüzdür. Barış Manço’nun 7den 77ye programını izleyenler de mutlaka şahit olmuştur. İzlerken içim ürpermişti. Nasıl erimiyorlar anlamıyorum, o kadar soğuk yani… ck ck … İnsanlar buzdan taburelere oturunca oraya da yapışmıyolar. Hayret! Ama bu bardaklar çok güzel… Böyle buz kalıplarına karşı ayrı bir ilgim var benim. Pek de güzel.. İç iç bitsin sonra… :) bulaşık derdi de yok… 

 

Nenemin Dişleri

Nenemin Dişleri

Bu gerçekten uç nokta artık Hayatta aklıma gelmezdi böyle birşey… Dışarıdan nası görünürse :) Bar mı açsam ne yapsam… Çok zevkli ya.. :)

Read the rest of this entry »