Şansbaht
Temmuz 3, 2009
Şah MAt gibi bir etki yapıyor dimi…
Ben diyince gülüyorsunuz. Olunca üzülüyorsunuz… Böyle empati mi olur.
Şanslı ama bahtsız bir insanım ben. Bunu hep söylerim. Hep de derim. Hep de olur. eğitimciler bilirler bir öğrenme psikolojisinde “Kendini Gerçekleştiren Kehanet” diye bir kavram vardır. İşte aynen onu savunabilirsiniz ama bazıları da Kehanet’ten ötedir yani bunu da kabul etmeyi bilceksin biraz.
ÖRneklerini sayayım…
Zayıflamışım 38 beden bile biraz bol gelmekte o zamanlar. Bir pantolon beğenmişim ve o tam istediğim gibi oturmuş. Almaya gideriz tek almayı planlarken 2 tane alınır. Ama o pantolonların birine klorak dökülür.
Başkasına birşey almaya gidilir, ama bana birşeyler alınır, ama bana alınanlar problem çıkarır.
Çok sevdiğim birini bulurum ama tam sevinmişken birşey olur kötü gider, büyü bozulur.
Bana para gelecektir. Onunla birşeyhler almayı planlarım. Ama o para bana gelmez, bi şekilde gelmez ve ben hçbişey alamadığım gibi eksiye düşerim.
Neyi planlarsam planlayayyım, o kesinlikle olmaz. Tepesine bişey tüner.
Böyle liste devam eder…
Bu şanslılık ama bahtsızlık değil de nedir… biri bana bu acı gerçeği söyleyebilir mi…
Alışkanlıklarını Bırakan Bilge
Temmuz 3, 2009
Gündelik yaşamımıza ne kadar çok şeyi sığdırıyoruz aslında?
Ne kadar yanlış bi cümle oldu dimi.. böyle tersinden başlayayım diyince bile ters geldi. Günler çok kısa geliyor herkese. Artık “acıktım” kadar çok duyuyoruz “aaa ne zaman akşam olmuş” dediğini herkesin. Son zamanlarda tarih öncesi devirleri düşünür araştırır oldum. O zamanlarda insanlar 400 yıl falan yaşıyorlarmış ya, acaba zaman kavramı aynımıydı ki? Belki de 10 kat daha hızlı geçiyordu zaman ve onlar geç yaşlanıyorlardı Aragorn gibi? Bunu bilemeyiz tabii…
400 yıl yaşanır mı arkadaş? Yani ne yapacaksın ki? Hafıza yeter mi o kadar şeye… Torun çorbalak kaynayacak her yer, o kadar değişim olacak… komşu yok bişey yok… hani yeni birini tanıyayım desen o da yok. Böyle sıkıl dur artık. Emeklilik de yok, param gelsin yapayım desen.. zor işmiş o zamanlarda yaşamak valla şimdi bak yazdıkça, yaşasın milenyum çağı diyiveresim geldi. Read the rest of this entry »














