Sinecan beni mimlemiş ve başıma iş almış :D başlığı da ondan esinlendim.

Böyle bir uygulama yapmış. Bir şarkıcı ya da grup seçiyorsunuz ve aşağıdaki soruları onun şarkılarının isimleriyle yanıtlıyorsunuz. Beatles ı seçerdim ama Sinecan beatles yaptığı için aynısını yapmıyım dedim artık :D ve ikinci seçenek depeche mode geldi. Hemen onu seçtim.

Ben de Irmak‘ı, Kedice‘yi, Esra‘yı, WebisWeb‘i, Mizanger‘i, Aslille‘yi mimliyorum. Hadi bakalım…

Male or female? Bay yada Bayan?
People Are People

Describe yourself: Kendini Tanımla
Im You (Söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır derler ya)

How do you feel: Nasıl Hissediyorsun
Shine

Describe where you currently live: Şuanda yaşadığın yeri tarif et
It Doesnt Matter

If you could go anywhere, where would you go: Eğer bir yere gidebilecek olsaydın nereye giderdin
My Secret Garden (Üzgünm ama şarkılarında Moskova diye bişey yazmıyordu, ya da Cemalin yanı falan)

Your favorite form of transportation: Favori ulaşım yolu
It doesnt Matter (bu biraz zorlama oldu çünkü treni pek tercih etmiyorum :) )

Your best friend is: En iyi arkadaşın ?
Precious

What’s the weather like: Hava nasıl?
Sister Of Night

Favorite time of day: Günün en sevdiğin zamanı
Waiting For The Night

If your life was a TV show, what would it be called: Eğer hayatın televizyon programı olsaydı adı ne olurdu
World In My Eyes

What is life to you: Hayat senin için nedir?
More Than A Party

Your fear: Neyden korkarsın
Nothing To Fear


What is the best advice you have to give: Vereceğin en iyi tavsiye?
Enjoy The Silence

Thought for the Day: Bugün için ne düşünüyosun
Sweetest Perfection

How I would like to die: Nasıl ölmek istersin
Clean

My soul’s present condition: Şuanki ruh halim?
Higher Love

My motto: Sloganım
Everything counts

In KPSS We Trust

Temmuz 30, 2009

Herkesin siteleri kilitlemesine ve “Service Unavailable” yazısına saatlerce bön bön bakmamıza neden olan kpss sonuçları, bizleri de vurdu geçtiii yaktı geçti arkadaşlar.

Atamaları çok çok daha zor olan bölümler var tabii ama ben de atanmama riski taşıyanlardanım. Ama üzülüyor muyum?

Hmm bu hissiyatı bir değerlendirelim :

Eğer arkasından koştuğunuz şey, sizi ancak 2 adım ileriye götürecekse ve günü kurtaracaksa bu yanlış bir karardan ibarettir. İsterseniz 2 günde milyarlar kazandırsın bu hiçbirşeydir.

Önemli olan istikrarlı sürekli kazançlardır. 2 günlük işler de aynı kefededir, 2 günlük sevgililer de…

Ben geçen sene mayıs ayında aptal kafamla bir karar aldım ve herşey alt üst oldu. O yüzden hep yanlış kararlar almaya devam ettim mecburen. Ama artık yapmıcam böyle birşeyi…

O yüzden bu Kpss ye de hiç çalışamadım. Hiç dediğim bi 10 gün falan çalıştım. Çalışma şartlarımı da söyleyeyim, biliyorsunuz sürekliAnkara izmir arası yolculuk yaptım, kafamda bir sürü olumsuz şeyler dönüyordu neşem pek iyi değildi. Kendimi toparlamak için zaten bu blogu açtım ve iyi şeylere odaklanmak kötüleri unutmak için günde 3 yazı yazdım.

Şimdi güzel şeyler olduğu için pek yazmıyorum :)

ve sonuçta 71 aldım. normal yani… Ne kadar ekmek o kadar köfte değil artık. Köftecinin eli kıt.

Atanır mıyım bilmiyorum ama ben herşeyi yoluna koyarım bi şekilde. Hayat böyle napalım. Çözüm neyse ona bakıcaz.

Bu ara yazar bile olmayı düşünüyorum zira bir masal yazmaktayım. Pek güzel oluyor yarıladım sayılır. Size de anlatıcam yakında. İsterseniz 444 0 761 i Yudumdan Masallar Hattını arayın telefonda size anlatayım :D :D (aramayın aa başka biri çıkar sonra rezil oluruz)

Neyse işte… sizllerde çoğunlukla ÖSS var. KPSS cilere geçmiş olsun diyorum.

Hadi bana güle güle..

Gerçek Olar Mı?

Temmuz 30, 2009

Eğer birşeyi çok beklerseniz, çok isterseniz…

Ama böyle korkarak.. ya olmazsa diye korktuğunuz ama olmaması durumunu aklınıza getirmek istemediğiniz kadr güzel bişey…

Gerçek olur mu o? Yoksa birşey olur da bozulur.. olmaz mı?…

Yiğitlik Anlayışı

Temmuz 29, 2009

Bence tüm sorun nerde biliyo musunuz?

Eskiden Osmanlı’da da ya da eski Türk Beyliklerinde Boylarında da liderler yetiştirilir ve içlerinden en iyisi kısacası Ekber ve Erşad olan seçilirdi. Liderler yetişirken, bireysel bir başarı tatmini yaşamak için çalışırlardı belki ama onlar için başarı, daha çok para kazanmak, daha çok çıkar sağlamak değildi. Onlar zaten paraya sahipti, para kadar düşük bir kıymet için yarışmıyorlar başa geçmiyorlardı.

Onlar için liderliğini yaptıkları toprakları kalkındırmak, her alanda üstün başarıya sahip olmak, yiğit olmak ve yiğitçe savaşmak, Kitabımızın izinden ayrılmamak ve atalara layık olmaktı.

Fakat şimdi böyle bir anlayış yok. Tamamen bireysel… Paralarla sağlanan üstünlüklerle neler yapabiliyorlar.

Herşey yiğitlik anlayışında saklı. Yiğitlikten anladığın neyse, onu yapıyorsun işte…

bu memleket meselesinin hepsi ondan..

Bi düşün bak…

Temmuz 27, 2009

5 sn lik farkla saat başı geçen servisi kaçırdığım için , ilgisiz belediyenin bir durak yapmaktan aciz olduğu durakta öylece beklerken gelen otobüse binmek üzere bir adam davrandı orta derece bir heyecanla…

Basamağa bir adım attı ve sonra aynı hızla geri indi.

İki adet HOKKALI balgam bıraktı kapının önüne.

Çünkü oraya nasılsa kimse basmıyor. Orası yol ve pis olmaya mahkum. Eğer orada bir toz toprak geçiyorsa mutlaka iğrenç bir insanın balgamını hakediyor demektir.

O BALGAM büyüdü ve milli park sayılabilecek büyüklükte bir balgam gölüne dönüştü. SOnra o adamın azcık kalmış saçlarından tutup, bir tekmede kırılacak (heman kırabilirdi) belini büküp o gölün içine soktum kafasını.

Nefes alamadı, çırpındı…

Ayakları daha çok toz çıkardı, ama kurtulamadı. Kendi tükürüğünde boğuldu.

Biliyorum biliyorum… hiç bu kadar açmazdım arayı. Ama yazma hevesim gittiğinden değil, İlham’ın biraz işi varmış, yurtdışına kadar gitti… :)

Bu süreç içinde ne yaptığımı anlatacak değilim. Ama rüyamda annem blogumu okuyordu ve benim aşık olduğumu anlayıp bana sorular soruyordu. Gergin bir ortam oluyor, pek tavsiye etmem…

İnternette ben eskiden gece 4 lere kadar kalır sürekli bir yerlere girerdim. msn de konuşmak bir yana, birşeyler yapardım eskiden ama ne yapardım hatırlamıyorum. Şimdi bikaç siteye girip bırakıyorum. Zaman harcamak ne kadar kolaymış…

Az önce irmik‘le kahvaltıdan sonra fıkraları anlattık nerden geldiyse… Komik sayılabilecek bir fıkraydı, o değil de.. biz küçükken ne saçma şeylere gülüyormuşuz arkadaşım…

Temel fıkrası var bitane, ona nası gülüyomuşuz ya bak bilmeyenler yada hatırlamayanlar için söylücem şimdi.

Hatırlayamadım tamamını, ama bi tane çocuk bi osurdum karşıki bina yıkıldı gibi, saçmalık ötesi birşeyler söylüyodu ve biz buna fena halde gülüyoduk. hehe değil huuhahahahaaoohohohooo ihehehe şeklinde.

Manyakmıyız ya biz? Bunun neresi komik?!

Neymiş binada tam o sırada bomba varmış, çocuğun osurmasıyla bombanın patlaması aynı anda olmuş. Hey allam…

Bi kere bombaya gülebilecek bir nesil değiliz artık, bu bir gerçek. Osuruğa da ancak Recep Ivedik’te “yuhh” dediğimi hatırlıyorum :D onun dışında pek komik gelmiyor osuruk esprileri. Ama bak bak dün Kurtlarla Dans Eden filmini izliodum orda pis bi adam vardı aptal yere kilimi sererken eğilince osuruyodu. Ona yine de gülmüştüm. Ama buna gülmeme içimdeki yaşama sevinci, yani Cemal neden olmuş olabilir. :)

Neyse içinizde bunlara hala gülenler varsa lüffen buna bi son verssin ve uykusuz okusun penguen okusun. tamam mı… düzeltin, toparlayın kendinizii..

Hadi bana güle güle…

Not : Yokluğumda merak edip gelen, beni google üzerinden arayıp bulan ve takipçiliklerinde sadakatini belli eden arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Ben zira kimseyle ilgilenemedim bu süre içinde. Kendim de yazmadım hatta. O yüzden, sahalara u dönüşü yapiciiim.. Görüşürük..

GSM

Temmuz 10, 2009

Bir türlü beceremiyorum şu telefon kullanma işini.

Yurtdışını niye arıyosun yani? Deli misin nesin sen ya!

Uyuyamadım huzursuzluktan. İş bulup açığı kapatmam gerek :(

Off bişey yazasım da gelmiyor. Herşey domates kıvamında. Domatesi de hiç sevmem. Yerim ama aramam.

Ölünce biz de iyi adam olur muyuz?
Ölünce kirlerimizden arınır mıyız?

ÖLÜME YAKIN

Akşam üstüne doğru, kış vakti;

Bir hasta odasının penceresinde;

Yalnız bende değil yalnızlık hâli;

Deniz de karanlık, gökyüzü de;

Bir acayip, kuşların hâali.

Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;

- Akşam üstüne doğru, kış vakti -

Benim de sevdalar geçti başımdan.

Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;

Zamanla anlıyor insan dünyayı.

Ölürüz diye mi üzülüyoruz?

Ne ettik, ne gördük şu fâni dünyada

Kötülükten gayri?

Ölünce kirlerimizden temizlenir,

Ölünce biz de iyi adam oluruz;

Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,

Hepsini unuturuz.

Sevdiğim Orhan Veli Kanık…

MiniPost

Temmuz 7, 2009

İki gün önce kendi çapımda bir rekor kırdım. Günlük ortalama 150 ziyaret alan bu blog, iki gün önce 477 rakamına şahit oldu. Sevindik, çok teşekkür ettik ve de çok şaşırdık.

Aynı gün birileri “yudum özkan” diye 13 kere aratıp siteyi ziyaret etmiş. Normalde hangi anahtar kelimelerle geldiklerini az çok biliyosunuz bahsetmiştim. Beni böyle bulan kişiyi çok merak ediyorum. Bi merhaba deseydin? :)

Bugün de 3 kere aramış… ck ck…

Ünlü olmaya alışkın değilim napayım. Düşünsenize Micheal Jackson geliyomuş, “Benim adımı Google’da 1.340.456.345.767 kez aratmış. kim acaba çok merak ettim” :D :D hehee..

Micheal Jackson öldü dimi… hala bu gerçeğe inanmak istmeiyorum…

Ayrıca WordPress sesimi duydu ve tüm postlara rating verme imkanı sağladı. Bundan sonra yorum yazmayacak olanlara söylüyorum, bi rating atın be.. hadi be gulüm.. bi 5 yıldız ver emi gulüm…  :D

Bu smileylerin tipsizliği nedir kuzum? Kim değiştirdi bunları?

Banyomu yapar, kahvemi içerim… keyfime devam ederim… mutlu günlerimin tadını çıkarırım.

Gönlümdeki kelebeklerin ömrü 3 gün değil benim…

The Nicest Thing

Temmuz 7, 2009

Eren bu gece bana bunu gönderdi.

Gönderdikleri o kadar güzel ki… zaman zaman nadide şeyler gönderiyor bana… 10 tane parça gönderseniz, bunlardan hangisini Eren göndermiş deseniz tanırım kesin. :)

Bu da o kadar ince duygularla bezenmiş bir parça…ben çok beğendim… hatta bende garip bir hal oluştu…

Güzel de ne demek…

Temmuz 5, 2009

Şimdi Ölmek İstemem...

Şimdi Ölmek İstemem...

Sabah kalktığında yan yatarken gözlerini ilk açtığın anda gülümsediğinde, bir önceki geceden kalan gülümsemelerin verdiği tatlı ağrıyı yüzünde hissetmek ne güzel…

Yorganı boynunun altına kadar tekrar çekip iyice yumulmak…yastığının aslında yastık olmadığını düşünerek…

Yere bastığımda ayağıma değen halı…

Çeşmeden akan soğuk suyun baş parmağımdan serçe parmağıma kadar akıp gidişi…

Yüzüme attığım suyun kirpiklerimden damlaması ne güzel…

Muhtemelen bir melek tarafından hazırlanmış sıcak çayı bardağa dolduruken buharın yüzüme çarpması ne güzel..

Gülümserken bal yemek…

Kardeşimin bana, sabah sabah dilime dolanan şarkının adını söylemesi ne güzel.. ve bana mesaj atması…

Köpüğü az türk kahvesini karıştırırken, aslında içinde olması gereken kaygı yumrusunun olmadığını farketmek… Read the rest of this entry »