My Favourite Things
Haziran 20, 2009
WordPress to Blogspot
Haziran 20, 2009

wordpress
Uzun zamandır aklımda olan bir konu var…
Acaba diyorum… blogspot’a mı geçsem ki?
Worpress’e karşı bir ilgim var ama yine de blogspotun alternatifleri daha fazla..
1- Bir kere tema istediğini kullanabiliyorsun…Böyle seçilmiş şeylerden, kızılay dağıtmış gibi arkadaşlarında da aynı temalara rastlama ihtimalin yok.
2- HTML kodlarını değiştirebiliyorsun ve özgün şeyler yapabiliyorsun. Ücretsiz dikkatinizi çekerim…
3- Google Analytics ile daha ayrıntılı istatistiksel bilgiler edinebiliyorsun.
4- Arkadaş ekleme gibi google friends vs. olduğundan siteye daha çok talep oluyor ve daha hızlı yayılabiliyorsun.
5- Video vs. eklemek daha kolay…
Ne dersiniz? Blogspot mu wordpress mi…
Sonra bi daha değiştirmem bak.. ne yaptıysam öyle kalır.. insanlar sürekli adres değişikliğinden hoşlanmaz müşteri kaybederiz
Sizi ankete davet ediyorum…
Deniz uyur Anası Uyumaz
Haziran 20, 2009
Anıları anlatmak güzel tabii
Düşünce yazısı yazmak isterim aslında ama hem insanlar okurken sıkılıyor hem de “herkesin de diyecek lafı var” durumu ortaya çıkıyor diye yapmak istemiyorum
Değişmeyen şeyler için konuşmak bi de genelleme yapmak çok can sıkıcı hak verirseniz…
Benim yaz diyince geçirdiğim en güzel vakitler kuzenimle olanlardır. Didim sahillerinin ve hatırısayılır aşkların da etkisi var elbette ama onları en anlamlı yapan kişi kuzenlerimdir tabii. biriyle birşeyleri paylaşmayınca ne tadı ne de tuzu olur. Kuzenimle biz neler paylaşmadık ki…
Yine böyle denizden çıktık… saçlarımız bile yeni kuruyor… Bizim sitenin bir sahili var. Bir de yan tarafta ayrı bir site var. Onların da sahili var ama kum pek yok… Onlar da bir beton yığınıyla denize doğru girmişler.. ayrı bir güzelliği var. Her ne kadar şezlongları tahtadan ve sert olsa da arada oraya giderdik.
Oraya her gidişimde yabancılık ve rekabet duygusunu yaşarım. Sanki onlarla aramızda bir statü farklı vardı küçüklükten beri
o yüzden o his hiç gitmedi… neyse.. biz de biraz çekingen yabancı yere gitme adımlarıyla vardık…
Denize en yakın şezlonga oturduk….
Orası da nasıl diyeyim.. çarşaf gibi bir denizi vardır. SIfır dalga.. balıkları görebilirsiniz… Hele akşam üzeri iyice durgunlaşır.. Kulağında da deniz suyu, kafan dalıp çıkmaktan sersemlemiştir ve 9 gibi anca kendine gelirsin… Zaten o gün zor çıkmıştım denizden… doyamamıştım her zamanki gibi…
Bir de bir yakamoz oluşmuş.. nasıl güzel görünüyor anlatamam.. hafiften bir dalga sesi geliyor ama ya var ya yok…
Ay tam ortada… ayın ışığı dubaya vuruyor…
Kuzenim de yanımda.. ayy ne güzel diye anlatıyorum ballandıra ballandıra..Ya girsek mi denize dedim…
Yok ya.. daha yeni geldik zaten.. bi daha gidip giremem hem korkarım zaten dedi…
Hmm doğru dedim önce.. ama bak çok güzel.. yakamoz da var.. hem bi daha bu şartlar ne zaman oluşacak ki dimi… bence anı yaşamalıyız gitmeliyiz buraya.. azcık gireriz çıkarız ha? dimi dimi?
diye bende böyle bir hafiften damardan girme halleri..
işte deniz anası oluyor tabii geceleri, balıklar kıyıya yaklaşıyor. ben bunu akla hiç getirmiyorum. Getirirsem ikna şansım sıfır!
E hadi gidelim madem, mayoları giyeilm dedik. Yola koyulduk…
Tabii evin kapısı kapalı. Annem komşuya okey oynamaya gitmiş. Annem dedimkesin izin vermez… ama mayoları almamızın tek yolu bu. kapıyı açmamız lazım. önce söylemicektim ama dedim gecegece bişey olur söyleyeyim..
Annem de orada keyifli kalabalık bir ortam olduğuından, bişey demedi, tek şey dışında:
- iyi oğuzhan da gelsin madem sizle…
annem bunu dedi ve konudan koptu tamamen. Bizim gözler yavaşta arkada balkon demirlerine yaslanan ousana döndü.. Oğuzhan benim halamın oğlu olur.. o da kuzenim yani…
Onda da böyle bir çekinme, korkma halleri… Biz böyle sırıtarak ığısaaan şeklinde yanaşmaca…
Tabii benim satış tekniklerimi ona uyguladk bak süper olcak çok güzel olcak falan…hadi lütfen bak yılda bir denk gelir böyle bişey (sanki güneş tutulması) Read the rest of this entry »















